Tarkan'ın haftasında beşinci sıranın sahibi Ajda Pekkan
Safiye Özler · Çağdaş ve caz müzik analisti · 13 Ekim 2026 · 4 dk okuma
Kalabalık haftanın dar kulübü
Bu köşenin bu haftaki konuğu Ajda Pekkan. Konuk diyorum; çünkü arşivde bir hafta boyunca dönen isimler bana hep bir davet listesi gibi gelir. Ama misafiri tanıtmadan önce mekânı anlatmam lazım. Mekân kalabalık. Pencere yedi gün; o yedi günde 20683 çalış yapılmış, içinden 5146 farklı sanatçı geçmiş. O sayıyı bir daha okuyun. 5146. Bir yayın haftasına sığdırılmış bir festival kalabalığı. Arşiv dediysem hafızayla karıştırmayın; hafıza seçicidir, arşiv her şeyi geçirir. İşte bu kalabalıkta ilk beşe girmek, şehrin en yoğun caddesinde ön sıradan yürümek gibidir: Tarkan 220 ile en önde, Sezen Aksu 208'de, Blok3 207'de, Mela Bedel 182'de. Beşinci basamakta ise 158 ile Ajda Pekkan var.
Şimdi o beş isme birlikte bakın. Liste jenerasyon tanımıyor. Sezen Aksu ile Blok3 yan yana duruyor ve aralarında makas yok; neredeyse aynı adım uzunluğunda yürüyorlar. Blok3, telefonda yazılışını durup durup kontrol ettiğim isimlerden — bunun suçlusu benim kulağımın yaşı, kendisi değil. Mela Bedel bir adım geriden, 182'de. Sonra liste ilk kez nefes alıyor: 182'den 158'e inen o sessiz boşluk. Bu köşeyi ben tam o boşlukta açıyorum. Tepedeki isimler haberdir; beşinci sıradaki bir klasik ise arşivin nasıl çalıştığını anlatır. Ajda Pekkan orada herhangi bir tören haftası beklenmeden, herhangi bir özel program ilan edilmeden duruyor. Pakette öyle bir kayıt yok ve ben uydurmayacağım.
"Klasik" kelimesi üzerine de bir not düşeyim. Kelimeyi sevmediğim için değil, genişlediği için kullanıyorum. Kimi zaman eski demek, kimi zaman dayanıklı demek. Ajda Pekkan'ın bu listedeki yeri bence eskiyle değil dayanıklılıkla ilgili. Eskiler listelerde hükümranlık sorunu yaşamaz; dayanıklılığın ise her hafta yeniden kanıtlanması gerekir. Arşiv tam olarak bunu ölçüyor: bir ismin sesi, başka isimlerin gürültüsü arasında haftayı geçirebiliyor mu? Geçirebiliyorsa orada durağanlık değil bir tempo var demektir. 158 işte o tempoyu gösteren sayı.
Bana kalırsa asıl mesele 158'de saklı. Üst sıraların sayıları seferberlik kokuyor; bir isim bir haftada 220 kez dönüyorsa orada programsal bir ısrar var. 158 ise başka bir mizaca ait. Düzenli trafiğin sayısı. Bir sesin yayının dokusuna işlemiş olmasının kanıtı. Ben caz kulüplerinde yetişmiş bir kulağım; listelerin zirvesini değil basamaklarını izlerim. Zirve trafik raporudur, basamak alışkanlıktır. Ve alışkanlık, gösteriden çok şey söyler. Kimin her hafta döndüğünü, kimin yalnızca gürültülü haftalarda geldiğini basamaklardan okursunuz. Zirveden değil. Bu yüzden bu hafta zirveyi bir kenara bırakıp beşinci basamağa eğildim.
Siz olsanız hangi sayıya bakardınız? Çoğumuz 220'ye bakar; zirve hep parlaktır. Sonra sırayla aşağı ineriz ve manzara tahmin ettiğimiz gibi çıkar. Beşinciye bakmak ayrı bir alışkanlık ister. Ben hep listelerin alt sıralarını karaladım; caz denince insanın gözü kenardadır. Kenardan bakınca merkez daha net görünür. Bu hafta merkezden yansıyan manzara şu: üstteki isimler aynı yönde koşuyor, beşinci kendi hızında yürüyor ve hâlâ ön sıradalar. Aradaki farkı kimse ilan etmiyor; sayılar açıklıyor, sunucu değil.
Nefes yok, tempo var
Sezen Aksu 208, Blok3 207. Aradaki mesafeyi ölçmek hesap işi değil, mercek işi. Böyle haftalarda dinleyici kendine bir soru sorar: ben ne dinledim? Cevap çoğu zaman aynı akışın farklı saatleri oluyor. 20683 çalışın içinde ilk beşin payı ne, diye merak eden olursa — durun, toplamayacağım. Toplarsam pakette olmayan bir sayı üretmiş olurum; benim işim verileni okumak, yenisini icat etmek değil. Şu kadarını söyleyeyim: kalabalığın büyük bölümü listenin dışında, kuyrukta yaşıyor. 5146 sanatçının kaç kez çalındığını bilmiyorum. Pakette yok. Kuyruğun uzunluğunu biliyorum, dikiş yerlerini bilmiyorum. Bence bu, bu işin en dürüst hali. Belki bir sonraki paket o dikişleri de gösterir; o zaman kuyruğa ineriz.
Açıkçası tek haftalık pencerede eğilim okunmaz, an okunur. Ajda Pekkan'ın 158'i bir yükseliş mi, her haftanın doğal hali mi? Bilmiyorum. Burada emin değilim. Ama bir tahminim var ve onu tahmin olarak sunacağım: bu beşlinin tepede buluşması kendiliğinden olmuş değil. Hit Müzik gibi akışlar, Âlemin En İyileri gibi listeler bu trafiğin ana caddeleri; çalışların bir bölümü oradan akıyor. Kuyruk ise kendi başına, kendi küçük sokaklarında dönüyor. Caddeyle kuyruk arasındaki geçiş noktası tam beşinci basamak. Ajda Pekkan kapının eşiğinde duruyor. Eşikte durmak, kapıdan içeri girmekten zor olabilir. İçeridekiler alkışlanır; eşiktekiler hatırlanır. Tahminimin doğru çıkması beni mutlu eder mi? Eder. Ama yanlış çıkması hiç üzmez; merak sürsün yeter.
Şu düşünceye de takılıyorum: yayında ya bir haftanın gündemine oturuyorsun ya döngünün içine yerleşiyorsun. Gündem unutkan, döngü sadıktır. Tepede olmak seferberliktir; kalmak kas işidir. Arşivde 158 kez görünmek, 158 ayrı kararla görünmektir. Her çalışın arkasında o ismi seçen bir el var: bir akış, bir liste, bir karar. 158 kez seçilmek, 158 kez tercih edilmek. Sayı ilk bakışta mütevazı duruyor. Basamağın üstü, 182, kulübün içinde; 158 kapının tam eşiğinde. Eşik ise en çok şey anlatan yer.
Beşinci basamağın sessiz gürültüsü
Hafta içinde radyoda dolaşırken bu kararlılığı ben de yakaladım: Ajda Pekkan'ın sesi beklenmedik bir anda, beklenmedik bir akıştan süzülüverdi. Sayıları gördükten sonra bu beni hiç şaşırtmadı. 158 çalış, kağıt üstünde kuru bir istatistik; kulak tarafında bir devam hikâyesi. İstatistikle arası iyi olmayanlar için tercüme edeyim: o ses hâlâ insanların karşısına çıkıyor ve çıktığında kimse "niye burada" diye sormuyor. Sormuyor, çünkü cevap ortada: çalınıyor.
Bu haftanın fotoğrafı bende netleşti: tepede bugünün trafiği, kapıda bir klasik. 20683 çalışlık, 5146 sanatçılık bir haftadan aklımda kalan sayı 158. Kalabalık bir haftanın en sessiz sayısı belki de bu. Ama sessizlik önemsizlik demek değil. Liste bağırıyor, eşik fısıldıyor. Ben fısıltıya güveniyorum; bağıran sesler gelecek hafta yerinde olmayabilir, fısıldayan çoğu hafta aynı yerdedir. Gelecek hafta beşinci basamakta kim var, bilemem. Belki aynı isim, belki kuyruğun derinliklerinden taze bir ses. Fotoğrafı yeniden çeker, yine burada konuşuruz. Şimdilik şu kadarını söyleyeyim: liste unutmayı bilmiyor. Biz unutsak bile.
Bu yazı, Radyo Arşiv'in çalma listesi arşivinden elde edilen verilerle hazırlanmış, site editörü tarafından incelenip onaylanarak yayınlanmıştır.
İlgili program arşivleri
Diğer yazılar